Türkiye’nin Lojistik Merkezi Rolü Büyüyor: Siber Saldırı Tehdidi de Artıyor
Türkiye’nin bölgesel lojistik merkezi olarak öne çıkması, ülkenin kritik altyapılarını ve farklı sektörlerini hedef alan siber saldırıların önemini artırıyor. Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı Fatih Şensoy, özellikle APT gruplarının saldırılarında ciddi artış görüldüğüne dikkat çekti.
Şensoy’un değerlendirmelerine göre Türkiye’de kamu kurumları, özel şirketler, finans kuruluşları, sağlık altyapıları, üretim sektörü ve bilgi teknolojileri servisleri siber saldırıların en fazla hedef aldığı alanlar arasında bulunuyor.
Türkiye’nin lojistik rolü siber güvenliği kritik hale getiriyor
Kaspersky Küresel Araştırma ve Analiz Ekibi Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı Fatih Şensoy, Türkiye’nin bulunduğu coğrafi konum nedeniyle siber tehditler açısından da önemli bir ülke haline geldiğini belirtti.
Şensoy, Türkiye’ye yönelik siber saldırıları temel olarak APT grupları tarafından gerçekleştirilen saldırılar ile siber suçluların gerçekleştirdiği saldırılar şeklinde iki ana kategoride değerlendirdi.
Son dönemde APT saldırılarının daha fazla öne çıktığını ifade eden Şensoy, mevcut tehdit gruplarının faaliyetlerini yoğunlaştırdığını ve yeni grupların da ortaya çıkmaya devam ettiğini söyledi.
“Daha önce siber suçlular tarafından gerçekleştirilen saldırılar ön plandaydı ancak son dönemde APT saldırılarında ciddi bir artış görüyoruz. Mevcut APT grupları saldırılarını yoğunlaştırırken bunlara yenileri de eklenmeye devam ediyor.”
Türkiye’nin merkezi coğrafi konumu, tedarik zincirlerindeki gelişmeler ve lojistik merkez niteliğinin güçlenmesi, ülkeyi siber saldırılar açısından daha kritik bir hedef haline getiriyor.
Şensoy, bu durumun özellikle lojistik, üretim ve kritik altyapılara yönelik siber tehditlerin daha yakından takip edilmesini gerekli kıldığını vurguladı.
“Türkiye, bulunduğu merkezi konum itibarıyla son derece önemli bir ülke.”
Şensoy, çevre bölgelerde yaşanan gelişmelerin ve tedarik zincirlerinde meydana gelen aksamaların da siber saldırı risklerini artırdığını belirtti.
“Çevresinde gelişen olaylar, tedarik zincirlerinde yaşanan aksamalar ve lojistik merkez olma özelliğinin öne çıkmasıyla birlikte bu alanları hedef alan siber saldırılarda da artış gözlemliyoruz. Bu nedenle siber güvenliğin önemi de artmaktadır.”
Kamu, finans, sağlık ve üretim sektörü hedefte
Türkiye’de siber saldırıların yalnızca belirli bir sektörle sınırlı kalmadığı görülüyor. Şensoy’un aktardığı değerlendirmelere göre kamu kurumları, özel şirketler, finans kuruluşları, sağlık altyapıları, üretim sektörü ve bilgi teknolojileri servisleri saldırganların öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.
Bu alanların kritik veriler, operasyonel sistemler ve geniş kullanıcı ağları barındırması, saldırganların ilgisini artıran unsurlar arasında bulunuyor.
Özellikle üretim ve lojistik altyapılarında yaşanabilecek bir siber güvenlik sorunu, yalnızca tek bir şirketi değil, tedarik zincirinin farklı halkalarını da etkileyebilecek sonuçlar doğurabiliyor.
Türkiye’nin bölgesel ticaret ve lojistik ağlarındaki rolünün güçlenmesiyle birlikte bu sistemlerin güvenliğinin korunması da daha önemli hale geliyor.
Mobil kullanıcılar da siber saldırıların hedefinde
Siber tehditlerin hedefinde yalnızca şirketler ve kritik altyapılar bulunmuyor. Türkiye’deki son kullanıcılar da siber saldırıların önemli hedefleri arasında yer alıyor.
Mobil kullanıcı sayısının yüksek olduğuna ve bu sayının zaman içinde arttığına dikkat çeken Şensoy, mobil cihaz kullanıcılarını hedef alan saldırılarda da artış gözlendiğini belirtti.
Özellikle SMS yoluyla gerçekleştirilen saldırılar dikkat çekiyor. Saldırganlar, kullanıcıların güvenini kazanmak ve hızlı hareket etmelerini sağlamak amacıyla kamu kurumlarını taklit eden mesajlar gönderebiliyor.
“Özellikle kullanıcılara SMS üzerinden gönderilen ataklarda ciddi bir artış var.”
Söz konusu saldırılarda ceza dosyası, ihlalli geçiş veya benzeri resmi işlem temaları kullanılarak vatandaşların endişe ve merak duygularının harekete geçirildiği belirtiliyor.
Saldırganlar bu yöntemle kullanıcıların oluşturulan sahte bağlantılara yönelmesini veya belirli işlemleri gerçekleştirmesini sağlamaya çalışıyor.
Şensoy, bu saldırıların yalnızca kullanıcı bilgilerini ele geçirmekle sınırlı kalmadığını, devamında hedef sistemlere zararlı yazılımların yerleştirilebildiğini ifade etti.
“Bazı kamu kurumlarını taklit ederek ve belli bir tema oluşturarak, örnek vermek gerekirse ‘Hakkınızda ceza dosyası var’ veya ‘İhlalli geçiş yaptınız’ gibi temaları kullanarak, aynı zamanda kullanıcılara karşı psikolojik bir operasyon yürüterek onların saldırganın kurduğu tuzağa daha kolay düşmesini sağlamaya çalışan saldırılar gözlemliyoruz.”
Şensoy, bu saldırıların ardından farklı noktalarda hedef alınan sistemlere zararlı yazılımlar yerleştirildiğinin de gözlemlendiğini aktardı.
“APT grupları genellikle hedefli ilerlerler”
Siber saldırılara karşı güvenlik duvarları ve farklı siber güvenlik ürünlerinin kullanılması önemli savunma yöntemleri arasında bulunuyor. Ancak Şensoy’a göre teknik güvenlik önlemlerinin yanında insan faktörü de kritik önem taşıyor.
Kurumlarda çalışan personelin siber güvenlik konusunda eğitilmesi gerektiğini vurgulayan Şensoy, güvenlik zincirinin en zayıf halkasının çoğu zaman insan faktörü olabildiğine dikkat çekti.
“Personelin eğitilmesi ve siber farkındalığının artırılması gerekiyor.”
Çalışanların ve ilgili sektörlerle bağlantılı kişilerin siber güvenlik zincirinde kritik bir noktada bulunduğunu belirten Şensoy, eğitim ve farkındalığın artırılmasının saldırılara karşı korunmada önemli bir unsur olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte şirketlerin yalnızca güvenlik ürünleri kullanmasının yeterli olmadığına dikkat çekildi. Kullanılan servis, yazılım ve güvenlik sistemlerinde ortaya çıkabilecek açıkların da düzenli şekilde takip edilmesi gerekiyor.
Güvenlik açıklarına karşı güncellemeler kritik
Siber saldırılara karşı savunmanın önemli unsurlarından biri de güvenlik açıklarının zamanında kapatılması.
Şensoy, üreticiler tarafından yayımlanan güvenlik bildirimlerinin takip edilmesi ve gerekli yamaların zamanında uygulanması gerektiğini belirtti.
Kurumların kullandıkları sistemleri sürekli güncel tutması, saldırganların bilinen güvenlik açıklarından yararlanmasını zorlaştıran önemli önlemler arasında bulunuyor.
Bu nedenle siber güvenliğin yalnızca bir güvenlik yazılımının kurulmasından ibaret olmadığı, sürekli takip, güncelleme, çalışan eğitimi ve tehdit analizi gerektiren bir süreç olduğu vurgulanıyor.
Siber saldırıların hedefi sektöre göre değişiyor
APT gruplarının saldırılarının genellikle hedefli gerçekleştirildiğine dikkat çeken Şensoy, saldırganların amaçlarının doğrudan hedef aldıkları sektör veya kurumla bağlantılı olduğunu belirtti.
“APT grupları genellikle hedefli ilerlerler. Türkiye de önemli bir ülke. Ne yapmaya çalıştıkları aslında nereyi ve hangi sektörü hedef aldıklarıyla doğrudan orantılı.”
Saldırılar farklı kategorilerde değerlendirilebiliyor. Bazı durumlarda belirli bir kurum veya sektör doğrudan hedef alınırken, bazı saldırılarda internet servis sağlayıcıları (ISP) hedef haline gelebiliyor.
Şensoy, internet servis sağlayıcılarına yönelik saldırıların arkasındaki amacın yalnızca ilgili şirketi hedef almak olmayabileceğine dikkat çekti.
“Aslına bakarsanız bunu birçok şekilde kategorilendirebiliriz ya da bazı internet servis sağlayıcılara (ISP) yönelik saldırılar gerçekleştiriyor olabilirler.”
Bir internet servis sağlayıcısına yönelik saldırının, doğrudan servis sağlayıcının kendisini hedefleyebileceği gibi o altyapıyı kullanan son kullanıcıları hedeflemek amacıyla da gerçekleştirilebileceği ifade edildi.
Bu nedenle Türkiye’nin büyüyen dijital ve lojistik altyapısıyla birlikte siber güvenlik kapasitesinin güçlendirilmesi, kamu ve özel sektör açısından stratejik bir gereklilik olarak öne çıkıyor.
Kaynak AA Haber