Gemi inşa sektöründe alarm: Türkiye’nin Kuzey Avrupa’daki 20 yıllık emeği risk altında!
Sanayi ·26.08.2026

Türkiye gemi inşa sanayisinde yeni sipariş alarmı. Kur ve maliyet baskısı Kuzey Avrupa pazarını zorlarken sektör 2026'da 2,5 milyar dolar ihracat bekliyor.

Paylaş Bağlantı kopyalandı

Gemi inşada alarm zilleri çalıyor: Yeni siparişlerin önü tıkandı, 20 yıllık emek riske girdi

Türkiye’nin gemi inşa sanayisinde kurun sabit kalması ve artan hammadde maliyetleri yeni siparişleri zorluyor. Kuzey Avrupa pazarında rekabet gücünün gerilemesi tersaneleri baskı altına alırken, sektör temsilcileri 20 yıllık pazar kazanımının kaybedilme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

Türkiye gemi inşada dünyada 12’nci sırada

Türkiye, gemi inşa sanayisinde küresel ölçekte önemli bir üretim merkezi konumunda bulunuyor. Türkiye gemi inşa alanında dünyada 12’nci sırada yer alırken, kilogram başına ihracat değerinde ise sektörün güçlü bir performansı dikkat çekiyor.

Ticaret Bakanlığı verilerine göre sektörün kilogram başı ortalama ihracat değeri yaklaşık 25 dolar seviyesinde bulunuyor. Genel ihracat tutarı ve hacmi açısından Türkiye dünyada 10’uncu sırada yer alırken, bazı özel üretim alanlarında çok daha güçlü bir konuma sahip.

Türkiye, mega yat üretiminde İtalya'nın ardından dünyada ikinci, balıkçı gemisi üretim ve ihracatında ise dünya birincisi konumunda bulunuyor.

Sektörün bugün ulaştığı noktada ise 2008 küresel finans krizinin ardından yaşanan dönüşüm önemli rol oynuyor. Türk tersaneleri kriz sonrasında daha nitelikli ve yüksek katma değerli projelere yönelerek özellikle Kuzey Avrupa pazarında önemli bir tedarikçi haline geldi.

Ancak son dönemde maliyetlerde yaşanan yükseliş ve kur hareketlerinin enflasyonun gerisinde kalması, bu kazanımların sürdürülebilirliği konusunda soru işaretlerini artırdı.

MVNe6ARQKb7OMD1zlXEAKwTyDS59SlZtsVPC7Vin.jpg

Kuzey Avrupa'da 20 yıllık emek riske girdi

Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Talha Pepe, sektörün özellikle Kuzey Avrupa pazarında ciddi bir rekabet baskısıyla karşı karşıya olduğunu belirtti.

Pepe'nin aktardığına göre çok değil, 4 yıl öncesine kadar Kuzey Avrupa'daki siparişlerin yüzde 35'i Türkiye'deki tersanelere geliyordu. Bugün ise artan maliyetler ve kur politikası nedeniyle bu pazarın kaybedilmesi riski bulunuyor.

Sektörde bazı tersanelerin yaklaşık 1 yıldır yeni kontrat imzalayamadığına dikkat çeken Pepe, temel beklentilerinin kurun enflasyon karşısında daha rekabetçi bir seviyede hareket etmesi olduğunu belirtti.

“Biz kurun sadece enflasyondaki oran kadar artmasını bekliyoruz.”

Bu yıl rekor bekleniyor ancak 2027 ve 2028 endişesi büyüyor

Gemi inşa sektöründe projelerin yıllara yayılan bir yapıya sahip olması nedeniyle bugün gerçekleştirilen ihracatın önemli bölümünü geçmiş yıllarda imzalanan sözleşmeler oluşturuyor.

GYHİB Başkanı Mustafa Talha Pepe, tersanelerde devam eden birçok projenin 1 veya 2 yıl önce alınmış işler olduğunu belirterek, bu projelerin kontrat kapatma sürelerinin 2026 yılında sona ermesi nedeniyle ihracatta rekor beklentisinin bulunduğunu ifade etti.

“Şu anda tersanelerde devam eden işlerin birçoğu 1 veya 2 yıl önce alınmış işler. Bu işlerin kontrat kapatma süreleri bu yıl bitiyor ve ihracat tarafında bu yıl sektör olarak rekor bekliyoruz.”

Ancak sektörün geleceğine ilişkin tablo aynı ölçüde olumlu değil. Pepe, 2027 ve 2028 yıllarının mevcut görünüm itibarıyla iç açıcı olmadığını belirterek, kurun sabit kalmasının yeni siparişler ve rekabet açısından tersaneler üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi.

“Eski fiyatlarla müşterinin karşısına çıkmak bir intihar”

Türkiye'deki tersanelerin yeni projelerde fiyat rekabeti açısından giderek daha fazla zorlandığını belirten Pepe, mevcut maliyet yapısıyla eski fiyat seviyelerinin korunmasının mümkün olmadığını vurguladı.

“Eski fiyatlarla müşterimizin karşısına çıkmak bir intihar. Dolayısıyla rekabetçiliğimizi yeni alacağımız işlerde kaybettik.”

Geçmiş yıllarda imzalanan kontratların da yükselen maliyetler nedeniyle tersaneler açısından zarar oluşturduğunu ifade eden Pepe, sektörün içinde bulunduğu tabloyu şu sözlerle değerlendirdi:

“Geçmişten aldığımız kontratlarda ise bugün itibarı ile zarar ediyoruz. Sektör olarak tam bir cenderedeyiz. Bu durum da tersanelerimizi boğuyor.”

Bu durum, özellikle uzun teslimat sürelerine sahip gemi projelerinde maliyet riskinin ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor.

İspanya Türkiye'den yüzde 20 daha ucuz hale geldi

Türkiye'nin Kuzey Avrupa pazarındaki en önemli rakiplerinden birinin İspanya olduğunu belirten Pepe, iki ülke arasındaki maliyet farkının son yıllarda Türkiye aleyhine ciddi biçimde değiştiğini söyledi.

Pepe'ye göre İspanya bugün Türkiye'den yaklaşık yüzde 20 daha ucuz durumda.

“3-4 yıl öncesine kadar kafa kafaya iken bugünün maliyetleriyle yüzde 20 daha pahalı kaldık. 6 yıl öncesinde ise İspanya’ya nazaran yüzde 15 daha ucuzduk.”

Bu değişim, Türk tersanelerinin özellikle fiyat hassasiyeti yüksek yeni projelerde rekabet gücünün önemli ölçüde zayıfladığını gösteriyor.

Türk tersanelerinin en büyük avantajı özel üretim ve kalite

Küresel gemi inşa pazarında Çin, Güney Kore ve Japonya gibi ülkelerin büyük ölçekli üretim kapasiteleriyle öne çıktığını belirten Pepe, Türkiye'nin ise farklı bir alanda rekabet avantajı bulunduğuna dikkat çekti.

Bu ülkelerin yüksek hacimli ve büyük ölçekli projeleri domine ettiğini ifade eden Pepe, Türkiye açısından niş ve özel üretim projelerinin önem kazandığını söyledi.

ABD pazarındaki regülasyonların Türk tersanelerinin bu pazara girişini zorlaştırdığını belirten Pepe, Kanada ve özellikle Kuzey Avrupa'nın özel üretim kabiliyetine sahip Türk tersaneleri açısından daha cazip pazarlar olduğunu ifade etti.

“Özel üretim ve kalite konusunda Avrupalılar bizlerden memnun.”

Türk tersanelerinin Avrupalı armatörlerle uzun yıllara dayanan ilişkileri de sektörün önemli avantajları arasında gösteriliyor.

Tersaneler zararına da olsa mevcut projeleri sürdürüyor

Türkiye'deki tersanelerin yükselen maliyetleri devam eden projelerde müşterilere tam olarak yansıtmadığını belirten Pepe, şirketlerin mevcut sözleşmeleri tamamlamak ve müşteri ilişkilerindeki sürekliliği korumak amacıyla önemli maliyetlere katlandığını söyledi.

“Zarar ettiğimiz projelerde devamlılığı öncelikleyerek şirketlerimiz çalışmalarına devam ediyor. Önemli olan tersanelerimize yeni projelerin gelmesi.”

Bu yaklaşım, sektörün mevcut siparişleri korumaya çalışırken yeni kontratlarda ise çok daha zorlu bir rekabet ortamıyla karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor.

2026 için 2,5 milyar dolarlık ihracat beklentisi

Sektörün 2026 yılı ihracatına ilişkin beklentisi ise olumlu. GYHİB Başkanı Mustafa Talha Pepe, yıl sonunda 2,5 milyar dolarlık gemi ve yat ihracatı beklediklerini açıkladı.

Ancak bu rakamın önemli bölümünün geçmiş yıllarda imzalanan sözleşmelerden kaynaklandığına dikkat çekildi.

“Sene sonunda 2,5 milyar dolarlık bir ihracat bekliyoruz. Bu rakamın yüzde 90’dan fazlası geçmişten gelen işlerin bu yıla yansımasıyla ilgili.”

Dolayısıyla 2026 yılında ortaya çıkması beklenen ihracat rekorunun, sektörün yeni sipariş performansından ziyade geçmiş dönemde elde edilen siparişlerin tamamlanmasından kaynaklanması dikkat çekiyor.

Tersanelerde kapanma yok, birleşme ve satın almalar gündemde

Yeni siparişlerde yaşanan tıkanıklığa rağmen Türkiye'de şu anda kapanan bir tersanenin bulunmadığını belirten Pepe, sektörde birleşme ve satın alma seçeneklerinin gündeme geldiğini söyledi.

“Ancak sektörde birleşme ve satın almalar gündemde. Bazı tersanelerde sorunlar var ancak bu durum kapanma boyutunda değil. Sektör bir şekilde kendi dinamikleriyle yoluna devam ediyor.”

Pepe, sektörün mevcut süreci kayıp vermeden atlatmayı hedeflediğini belirtti.

Bu süreçte tersanelerin maliyet yapılarının iyileştirilmesi, yeni siparişlerin önünün açılması ve Türkiye'nin Kuzey Avrupa gibi kritik pazarlardaki rekabet gücünün korunması büyük önem taşıyor.

Denizüstü RES projeleri tersaneler için yeni fırsat olabilir

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yenilenebilir enerji alanında denizüstü rüzgar enerjisi santrali (RES) platformlarına yönelik yaklaşımının sektör açısından önemli bir fırsat oluşturabileceği belirtiliyor.

Pepe, bu projelerin hayata geçirilmesinin zaman alabileceğini ancak Türk tersanelerinin söz konusu projelerde görev almaya hazır olduğunu ifade etti.

“Türk tersaneleri bu tip projelere katkı sunmaya hazır; köprülerden büyük yapılara kadar birçok alanda tersanelerimizin imzası var.”

Bu tür projelerin hayata geçirilmesi halinde gemi inşa sanayisinin yalnızca geleneksel gemi ve yat üretimine değil, yenilenebilir enerji altyapısı ve denizüstü enerji projelerine de daha fazla katkı sunması mümkün olabilir.

Gemi inşa sanayisinin kritik dönemi

Türkiye'nin gemi inşa sanayisi bir taraftan 2026 yılında 2,5 milyar dolarlık ihracat beklentisiyle rekor hedeflerken, diğer taraftan 2027 ve 2028 yılları için yeni siparişlerin yetersiz kalması riskini taşıyor.

Özellikle kur-enflasyon makası, işçilik ve hammadde maliyetleri ile Avrupa'daki rakip ülkelerin daha düşük maliyetlerle teklif verebilmesi, Türk tersanelerinin uluslararası rekabet gücünü doğrudan etkiliyor.

Sektörün önündeki en önemli hedef ise geçmiş yıllarda büyük emeklerle kazanılan Kuzey Avrupa pazarındaki konumun korunması ve yeni kontratların yeniden Türkiye'ye yönlendirilmesi olarak öne çıkıyor.




Kaynak: Ekonomim

Sponsorlu
Firmanızı Ön Plana Çıkarın

Öne çıkan firma listelemeleri ve sponsorlu ilanlarla görünürlüğünüzü artırın.

Üyelik Paketleri
Haberi hazırlayan
GosbİK

26.08.2026 11:03 tarihinde Sanayi kategorisinde yayımlandı.